Rivayet olunur ki…

Nasreddin Hoca’ya bir gün Timur:’Hoca Efendi’ demiş.

-‘Bilirsin ki Abbasi halifelerinin her birinin isimlerinin sonunda Allah lafzı var. Muvaffak Billah, Mütevekkil Aliullah, Mutasım Billah gibi… Ben de Abbasi halifesi olsaydım adım ne olurdu? diye sorması üzerine

Hoca bir an düşünüp:

‘Ey dünyalar sultanı. Hiç kuşku etmeyin ki adınız Neuzubillah  (Allah’a sığınırız) olurdu” demiştir.

***

Onuncu yüzyılın büyük alimlerinden Edülüslü İbn Rüşd’ün, ömrü boyunca kitap okumadan geçen sadece iki gecesi olmuştur. Bunlardan biri evlendiği gece, diğeri ise babasının vefat ettiği gecedir.

***

Hazreti Mevlana’nın müridi Sicareddin’in evinde misafir kaldığı gün sabaha kadar namaz kılıp Rabbine niyazda bulunması üzerine,

Müridi: “Sultanım, sabah oldu. Bir nefes dinlenseniz” diye ricada bulunmuş, bunun üzerine Hz. Mevlana: “İyi ama, eğer biz de uyursak, bunca uyuyana kim imdat edecek?” demiştir.

***

Bursa’yı Yunanlılar işgal ettiğinde Piremir Sultan (k.s) türbesine bakan türbedar, mezarı bastonla dürtüp.
“Ya pir Bursa’yı Yunanlılar işgal etti, kalk kurtar demiştir.” Türbedara rüyasında Piremir:
“Behey ahmak, vatanı düşmandan kurtarmak ölülerin değil dirilerin hakkıdır!” diyerek hışımla bir tokat atmıştır.

***

Vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un yakın dostu olan Mithat Cemal Kuntay’ın, Akif’le olan arkadaşlık münasebetini anlatırken yıllarca onun kusurlarını ve falsolarını araştırdığını ve 35 yıl sonra onun karakterini kağıda dökerken, hayranlık hisleri içinde:
“İlk tanıdığım zaman ona inanmadım. Bir insan bu kadar temiz olamazdı. Fena aktör melek rolünü oynamaktan bir gün yorulacaktı. Gayri tabii bir faziletten yorulan yüzünü bir gün görecektim. Fakat otuzbeş sene bugün gelmedi.
Otuzbeş sene onun yanından her çıkışımda kendime hep bu sualleri sordum: Bu tevazu, kendi kendini inkar edercesine nasıl çıkıyordu? Mahrumiyetlerden yılmayan seciyesiyle kendisini nasıl kahraman sanmıyordu.? Onu yakından tanıyanlar için, her geçen gün, nasıl onun lehine geçen bir gün oluyordu? Onun temizliği yanında insan kendi günahlarından muzdarip olurken , o, kendisinin sizden başka olduğunu nasıl görmüyordu?
Onda bütünlük vardı; Kininde de, evlatlık, babalık, kardeşlik kuvvetini alan dostluğunda da, bütünlük… Dostunu, sevmek kelimesinin noksansız mefhumuyla seviyordu: Öldüğü zaman düştüğü zaman, dünya aleyhine döndüğü zaman, yanında olmadığı vakit ve sevmeyenlerin yanında bulunsa bile’