Fırat-Dicle

İlk şehirler, ilk organize devletler Fırat ve Dicle’nin yanıbaşında kurulmuştur. Nice peygamberler tebliğ vazifesini bu bölgede yerine getirmiş ve insanlık tarihindeki büyük uygarlıklar burada ortaya çıkmıştır.

Tevrat’ta hz. Adem’in yaratıldıktan sonra dünyada Aden bahçesine yerleştirilmesi ve burada Fırat-Dicle nehirlerinin akıyor olmasından bahsedilmektedir: “Tanrı, Aden bahçesini yarattı, Adem’i buraya koydu. Aden’den bir ırmak doğmakta ve dört kola ayrılmaktadır. Üçüncüsünün adı Dicle, dördüncüsünün adı Fırat’tır (Yaratılış 2:8-14)”. Farklı yerlerde yine iki nehirden bahsedilmektedir. “(Daniel) Dicle’nin kıyısındayken başımı kaldırıp bakınca … bir adam gördüm (Daniel 10:4-5)” (Ezra 4:10; 5:3; 6:6; 7:25; Yeşu 24:2; I.Krallar 4:21; Yeremya 46:2). Ayrıca Fırat-Dicle İsrail’in Kutsal Topraklar için kuzey sınırı olarak zikredilmektedir. Bu sebeple yahudilik tarihi için önemlidir.

İncil’de kıyamet alametlerinin anlatıldığı Vahiy Bölümü’nde de Fırat’tan bahsedilmektedir. “Büyük Fırat Irmağı’nın yanında bağlı duran, dört meleği çöz dedi;Altıncı melek tasını büyük Fırat Irmağı’na boşalttı. (Vahiy 9:14; 16:12 )”

Bazı İslami eserlerde, kaynağı Cennet’ten olan nehirler arasında; Nil’in yanı sıra Fırat ve Dicle yer almaktadır. Söz konusu nehirlere önem kazandıran şeyler bunlarla sınırlı değildir. Onlara değer atfedilmesini sağlayan en önemli şey Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’in onunla ilgili hadisleridir: “İhtimal, Fırat’ın suları çekilecek, kuruyacak. Ortaya altından bir hazine çıkacak, kim orada bulunursa, hiç bir şey almasın.”(Buhari, Fiten, 24, Müslim, Fiten, 30.) (Sahih-i Buhari Muhtasarı, 12.cilt, 305) “Fırat nehrinin suları çekilerek altından bir dağ ortaya çıkacak, insanlar bunu almak için, vuruşacak ve her yüz kişiden, sadece biri hayatta kalacak. Bu zaman gelinceye kadar kıyamet kopmaz.”(Müslim, Fiten, 29) “Fırat’ın altın bir define üzerinden açılması yakındır. İmdi orada kim bulunursa ondan bir şey almasın.”(Müslim, el-Fiten, 29). “Fırat nehrinin altın bir dağ üzerinden açılması yakındır. İnsanlar bunu işitince ona yürüyecekler ve onun yanında bulunan insanların bundan bir şey almasına müsaade edersek, bunun hepsi götürülür, diyecektir. Müteakiben onun için harb edecekler ve her yüz kişiden doksan dokuzu öldürülecektir” (Müslim, Fiten, 29).
Bu hadisler, Fırat’ın Türkiye’nin Ortadoğu jeopolitiğinde en önemli parametrelerinden ve komşu ülkeleriyle ilişkilerinin belirlenmesinde rol oynayan en önemli unsurlardan biri olacağını vurgulamaktadır. Ayrıca Türkiye’nin sürüklenmek istendiği bazı tehlikelere de işaret etmektedir.

Hazine su olabilir mi?

Özellikle II. Dünya Savaşı esnasında ve savaş sonrasında ülkelerin başlıca amacı petrole ulaşmak ve petrol bölgelerini kontrol etmek olmuştur. Günümüz dünyasında ise mücadele alanı arazi,—kömür—,petrol gibi tek boyutlu olmaktan çıkmıştır. Daralan tüm kaynaklar insanlığın diğerine karşı silah olarak kullanabileceği bir güç unsuru haline gelmiştir. En hızlı daralan ve insanlığın ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelen doğal kaynak ise “su” dur.

Günümüzde su diğer doğal kaynaklardan farklı olarak dünya gündemine kriz şeklinde girmektedir. Dünya nüfusu artarken, su kaynakları azalmakta ve kendisini yenileyememektedir. Bu durum 1970’lerdeki petrol krizinin yerini su krizinin alacağını göstermektedir. Gerçekten de insan ihtiyaçları, ekolojik denge ve siyasi açıdan son derece önemli olan su, 21. yüzyılın suya sahip olan ülkelerle suyu olmayanlar arasında yoğun mücadele ile geçeceğini göstermektedir.

Güney komşularımızın neredeyse büyük çoğunluğu Fırat ve Dicle’nin sularına göz dikmiş durumdadır. Suriye ve Irak’ın bu nehirden talepleri, İsrail’in bu konuda planlamaları bulunmaktadır.İsrail, bu meseleyi savaş unsuru olarak da görmektedir. Eski Dışişleri Bakanlarından Şimon Perez “Su insanlığın müşterek malıdır” ve “Su için gerekirse savaşırız” demiştir.

Su konusunda İsrail üzerinde durmamızın nedeni bu ülkenin hem Ortadoğu’nun su konusunda sorunlu bölgesindeki en güçlü ülke olması, hem de ABD ve Avrupa ülkeleri üzerinde büyük etkiye sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Diğer taraftan Fırat-Dicle havzasının, kurulması planlanan Kürdistan devletinin sınırları içerisinde yer alması, bununla birlikte bu bölgenin İsrail’in vadedilmiş topraklarına girmesi ve bu kürt devletinin bir garantör devlete duyduğu ihtiyaç; ayrılıkçı kürt hareketine verdiği desteği askeri kaynaklarca dahi bilinen İsrail’le ilgili şüpheleri daha da artırmaktadır.

Hazine petrol olabilir mi?
Fırat ve Dicle’nin su kaynağı olarak günümüzdeki önemi tartışılmaz. Yukarıda naklettiğimiz hadis—i şerifler ise bu önemin çok daha değişik boyutlara uzanacağını göstermektedir. Hadiste bahsedilen altından dağın gerçekten altın bir dağ mı olduğu yoksa mecazi olarak mı böyle bir ifadenin kullanıldığı şimdilik meçhul olsa da ilim adamlarının bu konuda çeşitli yorumları bulunmaktadır.
Fırat’ın çevresinde bulunan kıymetli madenlerin ve petrolün çıkarılacağı, bunun, kıyamete yakın bir zamanda vaki olacağı ve o bölgelerde büyük ihtilafların meydana geleceği anlaşılmaktadır. Konuyla ilgili hadislerde geçen farklı ifadelerden kastedilen şey, petrol olabileceği gibi, sudan elde edilen gelir, büyük barajlar ve daha başka şeylerin de kastedilmiş olması kuvvetli bir ihtimaldir.

Hazine yeni bir yeraltı zenginliği olabilir mi?

Bu soruya olumlu cevap vermek şimdiki araştırmalar neticesinde pek de mümkün değildir.

Tüm bu söylenenler ışığında, her nekadar Fırat ve Dicle’nin taşıdığı değerler konusunda tam bir fikir birliği yoksa da, bu gölgenin insanlık tarihini etkileyecek kadar önemli gelişmelere gebe olduğu daha da net anlaşılmaktadır. Bu değer su, sudan elde edilecek gelir, petrol veya yeni bir yer altı zenginliği olabileceği gibi hepsi birden de olabilir.