images_4_3_3 images1_2_5_3 indir_2_3_2

Misyoner: 

  • Görev, yetki, vekalet
  • Kendini bir fikrin yayılmasına adamış kimse.
  • Hıristiyanlık, İslam, Budizm, misyonerli’dir.

Unutulmaması gerekenler

  • Bir din mensubunun başka birine inancını anlatması, dünya üzerindeki en doğal hadisedir.
  • Ülkemizde misyonerlik yapmak suç değildir.
  • Misyoner de bir insandır.

Misyonerliğin Gayesi:

  • Propaganda ile dini yaymak , mensuplarını artırmak.
  • Dinine insan kazandırmak eğer kazandıramazsa onları kendi dininden soğutmak.
  • Açık düşmanlık ayniyle mukabeleyi gerektiren bu yüzden şahsına propaganda yapılmıştır.
  • Yahudiler siyasi misyoner dinlerine insan kazandırmak yerine, siyasi hakimiyeti tercih ederler.

Misyonerlik Çalışma Metodları:

  1. Dini teşkilatlar kurma ve yayın yapma: Geri kalmış insanları suistimal ederler. Kitabı mukaddes, broşür, dergi dağıtırlar.
  2. Okul açma, tesis açma, yardım yapma: Azınlıklara, Hıristiyan okullarının üstünlüğünü gösterip, çocukları buraya çeker Hıristiyanlaştırır. Yoksa onu dininden soğutur.
  3. Maskeli teşkilatlar kurma: İçinde bulundukları toplumdan gibi görünürler, gayelerine ulaşmak için perde arkasından çalışırlar. Bulundukları yerle alakalı geniş bilgileri vardır.

Diyalog: Aynı veya farklı dinden insanların düşüncelerini zorla kabul ettirme amacı gütmeden birbirleriyle ortak meseleler üzerinde işbirliği yapmalarıdır.

Diyalog Çağrılarından Duyan Endişeler

1-Kilise ve Hıristiyan olmayanları dine alma şeklinde ifade edilmesi. Diyalog-sevgi

2-Diyalog çalışmalarında görev alanlar önceden bizzat misyoner olmasıdır.

3-Diyaloğun “misyonerlik” yeni bir şekli olarak görülmesidir.

Nasıl Bir Diyalog?

  • Diyaloglarda sinsi gayeler güdülmemeli, dinde tevil yapılmamalı olduğu gibi verilmelidir.
  • Ortak noktalar esas alınmalı, kendi dini içinde diyalog olmalı, misyonerliğe son verilmelidir.
  • Eşit zeminde olmalı, diyalog lafta kalmamalı, birbirlerini anlamalılar.

Misyonerlik ve Diyalog Arasında 

Türkiye’de misyonerliği anlama konusunda iki büyük yanlış yapıldı. Bunlardan birincisi “vatan elden gidiyor” şeklindeki yaklaşımdı. İkincisi ise buna karşılık ortaya çıkan “din değiştirenler aslına rücu edenlerdir” yani bu kimseler gizli bir şekilde yaşayan rum, ermeni ve diğer azınlıklardır, bu faaliyetlerden hiçbir endişe duymaya gerek yoktur diyen yaklaşımdı. Bu görüşler ne yazık ki misyonerliği doğru anlamamızı ve analiz etmemizi engelledi. Bununla da kalmadı birinci yaklaşımı benimseyenler, hunharca işlenmiş rahip ve misyoner cinayetlerinin faili ve destekçisi oldu. İkinci yaklaşıma sahip insanlar ise “ne var canım bunda biz de gidip başka ülkelerde İslamı anlatıyoruz” diyerek toplumsal direncimizin kırılmasına bilmeyerek de olsa destek oldular.

Aslında evrensellik iddia eden tüm dinler ikinci şahıslara açılma mecburiyetindedir. İster buna misyonerlik diyelim, ister tebliğ birşey değişmez. Fakat burada bir farklılık söz konusudur. Misyonerlik, tebliğle aynı anlama gelmemektedir. Misyonerlikte insani zaaflardan faydalanma söz konusuyken  (sizi insan avcısı yapacağım Matta 4:19; bütün milletleri vaftiz edin Matta 28:16-18) tebliğ peygamber metodu ile  (insanın vicdanı ve aklı hedef alınarak, zorlama olmaksızın) yapılmak zorundadır.

Misyonerlerin kullandığı en önemli yöntem “İnkültürasyon’dur. İnkültürasyon; Hıristiyan mesajının ve hayat tarzının, dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan toplumların kültürlerine uygun tarzda sokulmasıdır. İnkültürasyon örnekleri: (Noel’in) Hz. İsa’nın doğum günü anısına kandil olarak kutlanılması, İncil bölümlerine “ayet”, Alah izin verirse yerine “rab dilerse”, Allah yerine “Tanrı” demek, İncil’i hatmettim.

Neden Misyonerler Türkiye’yi Hedef Alıyor?

Türkiye’nin jeopolitik önemi, Anadolu’da müslüman olanlar dışında Dünya’nın değişik yerlerine göçmüş etnik grupların Türkiye’yi vatan addetmesi, Hıristiyanlar için önemli merkezlerin Türkiye’de (hatay,istanbul,izmir,nevşehir..) bulunması, Kudüs’e giden yolun Anadolu’dan geçmesi, Türkiye’nin Orta Asya’nın anahtarı olarak görülmesi başlıca sebeplerdir. Bu sebepler Türkiye’yi misyonerler için vaz geçilmez bir coğrafya haline getirmektedir.

Misyonerlerin Stratejisi Ne? 

Misyonerlik halkı ve yönetimi ele alır. Amaç alternatif gücü yok etmektir. Farklı kesimlere farklı reçeteler sunulur. İfade hürriyetini kullanırlar. Genç neslimizi düşünme ve çalışmadan alıkoyma hedeflenir.

Nasıl Tavır Almalıyız?

İlk önce kendi kültürümüze sahip çıkmalıyız. Toplumumuzu bilinçlendirmeli ve dini boşluk bırakmamalıyız. Eğitim programımız yeniden ele alınmalı ve düzeltmeler yapılmalıdır. Medya organları da alternatif güç olarak kullanılmalıdır.

Dindarlar arası Diyalog Faaliyetlerine Bakışımız

Misyonerlik kirlenmiş bir tabirdir. Bu sebeple Hıristiyanlar, yeni isimler, yöntemler ve planlarla müslümanlar arasında faaliyet göstermektedir. Günümüzde misyonerlik yerine kullanılan en önemli kelime diyalog’tur.

Dindarlar arası diyalog faaliyetlerinin zorunluluk olduğu, Türkiye’de genel kabul görmüş bir fikirdir. Ancak diyalog faaliyetlerine karşı çıkılmasına sebep olan ortak kaygılar da mevcuttur.

Ortak Kaygılar

  • Diyaloğu icat eden tarafın hıristiyanlar olması, bu faaliyetlerde gayenin Hıristiyanlığı yaymak ve Afrika’da, Asya’da, Avrupa’da ve özellikle de Müslüman ülkelerde misyonerlerin bozulmuş imajını düzeltmek olması
  • Bu faaliyetler ile sömürgeci Hıristiyan devletlerin, sömürgeleri altında bulunan ülkelerde kendilerine karşı yürütülen propaganda ve halk tepkisini kırmak istemeleri
  • Hıristiyanların diyaloğu özellikle belirledikleri kişi ve gruplarla düzenlemeleri ve diyaloğun suistimal edilmesi; özellikle dininden uzaklaşmış tarafların davet edilmesi böylelikle insanları inançlarında şüpheye düşürme gayretlerinin olması
  • Bu faaliyetler ile Afrika, Asya ve Müslüman ülkelerde yaşayan hıristiyanlara daha fazla haklar sağlanmak istenmesi
  • Diyalog faaliyetlerinde görev alan Hıristiyanların alanlarında uzmanlaşmış birer misyoner olması, buna karşılık diğer tarafların ihtisaslaşmamış kişilerden seçilmeleri

Burada yazdığımız maddeler, dindarlar arası diyalog faaliyetlerine temkinle yaklaşılmasını zorunlu kılmaktadır. Ancak alanlarında uzman ve hazırlıklı müslümanların, kendilerini ifade edebildiği diyalog ortamlarının müslümanlara kazanımları çok olacaktır. Böylelikle yapılan faaliyetler ziyafet sofralarının ötesine geçebilecek ve gerçek birer hizmet olacaktır.